Burj El Babas Mimari eleştiri yazısı

Burj el babas adıyla lanse edilen Bolu – Mudurnu’ya inşa edilmekte olan bir site projesi hakkında mimari eleştiri yazısı okuyacaksınız.

Tamamının Kuveyt’li yatırımcılara ait olduğu söylenilen proje, farklı mimarisi ile oldukça dikkat çekici özelliklere sahip. Zira özellikle sosyal medya’da İngiliz Şatoları’na benzeten de var, ortaçağ kiliselerine benzetenler de..

Tasarımı ve mekan fonksiyonları biraz detaylı incelendiğinde, ihtiyaçları karşılamaktan daha fazlasını sunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Öyle ki, yapılardaki mekan çözümlerinin cephedeki cüretkar duruşa karşın geleneksel müstakil yaşam alanlarına fazlaca öykündüğü aşağıdaki kat planlarında da görülebilir.

Geleneksel ve yerel mimari üsluba atıflar?

Mimari tasarımda ilham çok önemli bir tasarım verisidir. Öykünmek, referans almak ya da adına ne derseniz deyin mimarlık; olmayan birşeyi ortaya çıkarma sanatı da değildir. Mimarlık sadece gelenekselcilik de değildir. Bu boyutuyla yeni birşeyler söyleme gayretini de kutluyorum proje ekibinin.

Yerel mimariye getirilebilecek yeni ufak ilavelerle özgünlük yakalanabilir..Belki sadece bu şekilde ifade edebilirim Burj El Babas projesinin ben burdayım diyen yönünü daha yumuşak yapabilecek olmasını.

Burj El Babas projesi kat planları ve görselleri

Genel vaziyet planı değerlendirmesinde tiplerin biraz daha çeşitlendirilmesi ve yerleşim planlamasında düzensizliğe daha fazla yer verilmesi mümkün olsaydı, bu sorun da çözülebilirdi. Tabi ortada gerçek bir sorundan bahsediyorsak..

Neticede yatırımcının istekleri çoğu kez mimari tasarım ilkeleri, şehircilik kuralları ve üslup kaygısından ziyade yatırımın finansal boyutuyla geri dönüş süresine odaklanır.

Mimarlık, matematik gibi değildir; kesin sonuçlar ve yargılar içermez!

Estetik nedir? Sorusunun yanıtı objektif olarak verilemez. Güzellik yargısı değişkenlik gösterebilen elastik yapıdadır. Ayrıca herşeyiyle mükemmel bir yapı yeryüzünde henüz inşa edilmemiştir, tıpkı herkesin beğendiği bir yapının inşa edilmediği gibi.

Ancak insanın dokunduğu herşey eleştiriye muhtaç ve daha iyiye ulaşabilmek adına aç’tır.

Burj el babas projesinin mimari tasarım unsurlarına ve mimarının tercihlerine tekrar değinecek olursam,

  • Yerel mimari unsurların kendine fazla yer bulamadığı,
  • Lokasyonun gerektirdiği sivil mimari örneklere yeterince öykünmediği,
  • Özgün bir fikir ifade ederken geleneksel öğelerden uzakta bir tarz benimsediği ilk bakışta anlaşılıyor.

Projenin uygulaması için, tercihlerin bu şekilde belirlenmesi elbette pozitif yönlere de sahip;

  • Dikkat çekici ve yatırımın geri dönüş süresini kesinlikle kısaltacak bir mimari özelliğine sahip olması,
  • Hangi açıdan olursa olsun (iyi / kötü) özgünlük ifade etmesi,
  • Yapıldığı bölge için tarife değer, mihenk taşı niteliğinde ben burdayım diyen bir form karakterine sahip olması.

Mimari eleştiri yazıları ilginizi çekiyorsa incelememi istediğiniz mimarlık eserlerini iletişim bölümünden yazabilirsiniz. Türkiye’de bulunan mimarlık ürünlerine odaklanmaya çalışıyorum. Eleştiri kavramını özellikle de mimari eleştiriler için yeterli yer bulmadığını en azından Türkçe kaynaklar bakımından mimarın günlüğü‘nde yer vermeye devam edeceğim.

GÜNCELLEME: Yapının bir mimar olarak tasarım kritiklerine odaklandığım bu yazımda, yapılaşma izni ve imar bakımından ya da kent içi konumundan bahsetmediğimi, mimari eleştiri yaparken bunlardan bahsetmemenin eksiklik olduğunu ben de biliyorum. Projeyle ilgili yerel gazeteleri incelediğimde haberlere yapılan yorumlardan bölge halkının daha fazla yerel mimari unsurlara yer verilmesini, tarihi kent dokusundan yansımaları görmek istediklerini okudum. 

Biz mimarların işverenlerin isteklerine yönelik talepleri karşılarken çok fazla kıstas ve uymak zorunda olduğu sınırlayıcılar bulunmakta. Bu her devirde böyleydi.

İmar uygulamaları, şehircilik ve kentsel dokunun korunması, yaptırım gücünün kamu’da olduğu düşünüldüğünde bu denetimlerin yine kamusal organlar ve yerel yönetimler tarafından yapılması gerektiğini doğrulamaktadır.

Bugün halen adını sıkça duyduğumuz ve mimarlıkla ilgili gündemi fazlaca meşgul eden ”yatay mimari” kavramı da bu bağlamda düşünüldüğünde kesinlikle mimarların – inşaat geliştiricilerin – yatırımcıların tercihlerine bağlı olarak uygulanmayan bir olgudur.

Yani bir şeyleri sorgularken insanların tercihlerini değil, zorunlulukları ve bu zorunlulukların (yasaların) olması gerektiği gibi mi? prosedürden ibaret mi? olduklarına yoğunlaşmalıyız diye düşünüyorum.

Daha iyi ve yeşile saygılı şehirler, daha iyi binalar görmek; mimarın, yatırımcının ya da inşaat geliştiricinin insiyatifine bırakılacak kadar basit şeyler değildir / olmamalıdır..

Yorumlarınız burada çok değerli !

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir