Bugün akşam saatlerine doğru İzmir’de meydana gelen 6.6 bazı kaynaklara göre 6.9 büyüklüğündeki deprem can ve mal kayıplarına neden oldu. Covid-19 süresince #EvdeKal çağrıları yapılırken şuan çürük binaların gazabından korunmak için #EvdenÇık çağrıları yapılıyor.

Gerçekten tuhaf şeyler oluyor..

Bu yıkıcı depremin etkileri üzerine şuan pek çok haber kanalında sıkıcı artık rutine bağlamış tartışmalar, keşkeler, kaybedilen canları geri getirmiyor. Farkındalık filan da oluşturmuyor.

Çünkü her şey yine aynı devam etmeye programlanmış..

Deprem öldürmez, tedbirsizlik öldürür!

Çürük binalar güçlendirme adı altında ne idüğü belirsiz statik raporlarla sağlam damgası alıyor.

Buralardaki daireler alınıyor, satılıyor filan.. Deprem veya benzeri doğal afetlerle birlikte herkes telefonlara sarılıyor internet ve telekomünikasyon altyapısı göçüyor..

Herkes arabalarına atlıyor sağlık ve kurtarma ekipleri kilit trafikte tıkanıp kalıyor.. Acil durum toplanma yerleri ya AVM ya da rezidanslara çevriliyor..

Bu kadar şey yaşanırken bir de malumunuz pandemi süreci süregeliyor.. Günlerce haftalarca #EvdeKal çağrısı yaptığımız insanlara şimdi nasıl olur da #EvdenÇık diyebiliyoruz.. Tabi onlar da haklı çıkmayıp ne yapsınlar.. Binalar artık dökülüyor, ne deprem yönetmeliği çare oluyor bu sessizliğe ne yapı denetimler ne vicdanlar..

Sevgili arkadaşlar bu işin şakası yok.. Binalar sadece barındığımız yapılar değildir. Büyük sorumluluk isteyen bir sürecin neticesinde ortaya çıkar. Statik projeler ve raporlar, mimari projeler hep binaların sağlıklı biçimde ayakta durmasına olanak sağlamak amacıyla hazırlanır. En azından amaç budur. Uygulama esnasında da bu projeler büyük dayanak oluşturur.

Uygulama sürecinde ise yatırımın ne kadar sürede kendini amorti edeceği üzerine yoğunlaşan zihinler estetik, şehircilik, sosyal sürdürülebilirlik ve en önemlisi SAĞLAMLIK konusunda daha az düşünür. Bu, işin doğasında olan birşey ne yazıkki. Hiçbir müteahhit bugün daha sağlam binalar inşa etmek için yatırım yapmaz.

Hep daha fazlasını kazanmak ve hep daha fazlasına sahip olmak amaçlarına hizmet eder yatırımlarında..

Ne yazıkki günümüzün daire sahipleri yani çoğunluğu oluşturan bizler de benzer mantıkta hareket ederiz.

Örnek veriyorum kentsel dönüşüm kapsamında sahibi olduğumuz binanın yıkılarak yeniden inşa edilmesi için bir müteahhit firma ile anlaşma yapılması gerektiğinde, bu müteahhitler için daha önce nasıl yapılar yapmış, yaptığı binalar halen ayakta mı? vs sorulardan çok en büyük daireyi hangi müteahhit veriyor? En az hangisinde cebimizden para çıkacak sorularına yoğunlaşıyoruz.

Vaktidir uyanışın..

İmara , şehirciliğe, sağlıklı yapılaşmaya, birbirimize ve yapı sektöründeki tüm profesyoneller için mesleğe saygıya hiçbir zaman olmadığı kadar daha çok ihtiyacımız var.

Bunların bize kazandıracağı o kadar fazla şey var ki.. Kaybettiklerimizi geri getirmese de, daha güçlü ve daha kararlı adımlarla daha sağlıklı yapılaşmaya her geçen gün bir önceki günden daha fazla ihtiyacımız var.

Depreme dayanıklı yapılar, deprem izolatörleri, güçlendirme elemanları ve bu yapı sistemlerine yönelik hemen her türlü faaliyetler için ciddi anlamda yatırımlar, araştırmalar, deneyler ve gözlemlere dayalı sağlam veriler toparlanmalı ve inşaat herkes için yeniden ele alınmalı.

Her önüne gelen müteahhitlik yapamamalı. Bana göre tamamen kişisel görüşümdür, geçici müteahhitlik sistemi komple kaldırılmalı. İşi ehli yapmalı. Bizim ülkemizde herkes hoca, herkes inşaatçı ve herkes spor yorumcusu..

Velhasılı..

Büyük geçmiş olsun İZMİR..