Etüt çalışmalarının arazi analizi ve sözleşmeden çok önce, belkide tasarımcının henüz yeri görmeden yapması kadar icraya saygısız, mesleğe ve etiğe karşı itici başka bir davranış olamazdı. Coronavirus günlerinde bu konular artık vaka saysıı ya da benzeri şeylerin gerisinde kalsa da bu hayatın bir gerçeği olarak yaşamın devam etmesi nedeniyle bu sıkıcı ev günlerinde tartışılası bir konu olduğu için mimarın günlüğü’nde yazmak istedim.

Mimarın başarısı ne ile ölçülür? Bu sorunun pek çok yanıtı var. Belki de herkese her mimara göre değişebilecek bir cevaba sahip olsa da bana göre mimarın başarısı uygulama aşamasında / son kullanıcı nezdinde kullanıma başlamasından hemen sonra kullanıcıların değiştirdiği kullanım alanlarıyla ölçümlenebilir. Yani sizin kağıt üzerinde oturma odası olarak tasarladığınız alanı kullanıcılar mutfak olarak kullanmaya başlayabilir, bu durum olağan olsa da demekki bir şeyleri eksik düşündüğümüzün göstergesi olarak kabul edilmelidir.

Biz mimarlar kafamıza göre değil, kullanıcıların istek ve ihtiyaçlarını analiz edip mesleki donanımımız ve birikimimiz ile ortak potada eriterek projelendirmeliyiz. Böyle olmadığı durumlarda ilerleyen dönemlerde kullanım alanlarının değiştirilmesi, birleştirilmesi, ayrılması ya da ne bileyim belki de ilave ihtiyaçların hesaba katılmamasından kaynaklı daha büyük eksikliklerle karşı karşıya kalınabilir.

Şimdi böyle yapılmazsa şöyle olur tarzında bir yazı yerine yapılması gerekenlere odaklanarak sizlerle yapılması gereken şeyleri ufak bir liste halinde paylaşayım.

  1. Projeye kimin için, ne için ve nasıl sorularıyla başlamak her zaman en iyisidir. Yani projeye yalnızca arazi verileri veya sizinle muhatap olan kişinin yatırım geliştirici / konut geliştiricinin istekleriyle başlamak doğru olmayabilir.
  2. İhtiyaçların doğru analiz edilmesi de aynı zamanda yukarıdaki madde ile birlikte gereken şeylerden biridir. Yani kullanıcılar da bazen ne istediklerinden emin olmayabilir. Bu durumda en büyük görev yine mimara düşmektedir. Mimar tasarımcı olarak kullanıcıların aslında neyi istediklerini de kurgulamaya çalışır / çalışmalıdır.

Bu liste maddelerce artırılabilir. Ama daha fazla zorlama olmaması, yazıyı gereksiz uzatmamak ve tadında bırakmak adına şimdilik ilk etapta aklıma gelenleri sizlerle burada paylaşmaya çalıştım.

İşini severek yapmak, ya da yaptığın işi sevmek.. Hobinizi mesleğiniz haline getirmek ya da mesleğinizin zaten hobiniz olması ve mesleğiniz ile yaptığınız işin aynı olması.. Bu güzel tanımlamalardan birine uyuyorsanız zaten siz de kendi metodolojinizi geliştirmişsiniz demektir. Ya da bu yazıya bu sebeple gelmiş ve bu satırları bu nedenle okuyorsunuz demektir. İşimize saygı göstermek, emek vermek, araştırmalar yapmak, dünyada yapılanları takip etmek ve mesleğimizi daha çok sevmek için buna gayret etmeliyiz. Şimdi dağılabilirsiniz(: #EVDEKALTURIYE