Kategoriler
Proje yönetimi

Mimarlık konut mühendisliği değildir

Mimarlık ucu bucağı olmayan derin bir derya gibi.. Yaşamın söz konusu olduğu her yerde ve her alanda bu mesleğin varlığından söz etmek gerekir. Mimarlık yeryüzünün ilk mesleği olduğu gibi ilelebet varlığını sürdürecektir.

Eğitim sisteminin ve arz – talep dengesinin , yaşadığımız ülkenin ekonomik ve sosyal düzeylerinin, mezun sayısının , yatırımcı, kanun – işveren mantalitesinin ve dik durmayı bilen (başaran) mimarların varlığı kadar bir başarıdan söz etmek mümkün.

Elbette buna medyanın mimarlık temalı yayınları & içeriklerine ulaşamama (olmadığı – az olduğu için) durumu eklendiğinde mesleğin kıymeti bilinmiyor denebilir. Açıkçası biz Türk mimarlar atalarımızdan yeterince ilham almamışız da diyebilirim. Bu bir itiraf değil, durum tespiti. Son yıllarda uluslararası yarışmalarda elde edilen başarılara sahip mimarlarımız bir elin parmaklarını geçmez bile. Bunların basında ne kadar yer bulduğu konusu ise diğer kanayan yaralarımızdan.

Özünde özetinde mimarlık kutsal bir meslek olarak kalmaya devam edecektir. Bu mesleği yaşatacaklar yine bizleriz.

Mimarlığın dar bir alana hapsolması

Mimarlığın Türkiye piyasasında konut mühendisliğine dönüşmesindeki en büyük faktör şüphesiz inşaat sektörünün konut lokomotifi ile ayakta durması diyebiliriz. Son yıllarda hatta son 1 yıla baktığınızda ekonomik dalgalanmalar neticesinde ayakta durmakta güçlük çeken bir sektör haline geldiğini söylesem yanlış olmaz.

Okullarda eğitim düzeyinin yetersizliğinden bahseden onlarca tweet, blog yazısı ve ropörtaj bulup sizlerle paylaşabilirdim. Ama ne yazıkki bunların pek çoğu büyük oranda haklı davalar olsa da mimarlık eğitiminin piyasa mimarlığının çok çok üzerinde bir bakış açısı ile servis edildiğini söylemeden edemeyeceğim.

Evet piyasada ne yazıkki Mars’a roket göndermiyoruz. 3+1 , 4+1 daireler çizip işverenlere nasıl daha fazla kazandırırım’ın peşine düşüyoruz. Bu elbette mecburiyetten ötürü öne çıkan bir gerçek olsa da daha ucuza, daha hızlı , daha geç ve geniş ödeme seçeneği sunan, daha çok daire çıkaran mimarların daha fazla iş aldığı bir mimarlık ortamından bahsediyorum..

… bu elbette mecburiyetten ötürü öne çıkan bir gerçek olsa da daha ucuza, daha hızlı , daha geç ve geniş ödeme seçeneği sunan, daha çok daire çıkaran mimarların daha fazla iş aldığı bir mimarlık ortamından bahsediyorum ..

En basitinden reklam yapmış gibi olmasın ama mimari projeler nasıl tasarlanır? adındaki Udemy eğitimimde yer alan konu başlıklarına ve içerik detaylarına bir bakın.. Salt teknik boğumlardan oluşan kara bir ekran (autocad screen video) üzerinden mimarlık pratiğine yönelik içeriklerden oluşan bir mimari eğitim söz konusu. Oysa mimarlık adından da anlaşılacağı üzere beklenen şey daha renkli, daha cıvıl cıvıl ve bol görselli bir anlatı olmasıydı..

Ne yazıkki bu eğitimde anlatılanların okullarda ”doğal olarak” tam anlamıyla anlatılmadığı gerçeği, piyasada Le Corbusier ekolü olduğu anlamı taşımıyor. Yani bu kursta anlatılanların piyasada mimarlık yapabilmek için mutlaka bilinmesi gereken ama okullarda öğretilmeyen şeyler olduğunu söylemeye çalışıyorum.

Mimarlığın bir alana hapsolması gerçeği iki elin parmaklarını geçemeyen sayıda meslektaşımızın imza attığı farklı konsepte sahip proje türleri olması da değiştirmiyor.

Siz neler düşünüyor sunuz?

Yazar Murat Erçelebi

Müellifi kayıp projelerin mimarı, okur, yazar, çizer, dinler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir